Genç kimyager Perkin, 1850 ‘li yıllarda dünyayı kasıp kavuran sıtmaya karşı mücadele için ilaç denemeleri yaparken, mor rengi tesadüfen, sentetik olarak elde etmiştir. O döneme kadar gramı altınla ölçülen ve mureks cinsi dikenli deniz kabuklularından doğal yollardan üretilen bu değerli renk boyası, dini ritüellere ve yasalara konu olacak kadar öneme sahip olmuştur
Nerdeyse 25000 yıldır bilinen bu renk 4000 yıl otoriteye hükmetmiştir. Söylenceye göre Fenike tanrısı Melqart ve perisi Tyros deniz kenarında gezinirken, Melqart’ın köpeğinin ısırdığı deniz kabuğundan çıkan mor renkli sıvı ağzından taşar. Renge vurulan Melqart bu rengi giysilerinde görmek ister. İşte o gün bugündür mor, eflatun ya da erguvan isimleriyle anılan bu renge tutku başlar… Dünyada en güzel renkli kumaş boyası elde edilen mureksler; şimdiki Lübnan’da bulunan Tyre ( Sur) şehrinde çıkarılırdı.
Mimar olduğu kadar iyi bir gözlemci de olan Vitruvius; mor rengin her yerde aynı tonda olmayan bir çeşit deniz kabuklusundan elde edildiğini, bu renk değişikliğinin güneş yörüngesi nedeniyle toplandıkları bölgelere göre farklılaştığını ifade eder.
Renk tayfında eflatunun ayrı bir değeri vardır. Eflatun yani violet dalga boyu en küçük ( 380-420nm) ana renktir. Oysa mor renk mavi ve kırmızı karışımından elde edilen kırmızıdan maviye geniş bir renk yelpazesine sahiptir.
Üçüncü göz çakrası mor renk ile ifade edilir. Ortaçağ heykellerinde İsa mor giyimlidir. Yahudi tapınaklarında kullanılır.
Pers imparatorlarından Vatikan papalarına, Odyessos’tan Bizans’ın mor pelerinli kadınlarına, Tanrıça Demeter’den 1. Elizabeth‘e kadar tanrı ve tanrıçalar, kral ve kraliçeler ve din adamları, statülerini mor renkli giysileriyle taçlandırmışlardır. Altınla birlikteliği zafer anlamı taşır ve statüyü daha da pekiştirir.
Mor rengi üzerinde tutkuyla taşıyan Bizans imparatoriçesi Theodora, tarihe geçen en güçlü kadınlardandır. 532 yılında Nika Ayaklanması İle yakıldıktan sonra yeniden inşa edilen Ayasofya basilikasının temelinde onun güce olan tutkusu ve cesareti vardır. Ayaklanmada her şeyin bittiğine inanan ve Konstantinopolis’i terk etmeye hazırlanan imparator Justinianus’a söylediği sözler eflatun rengin güç İle birlikte anılmasına vurgu yapar:
-Kaçmayın imparatorum,kuşkusuz bir gün hepimiz öleceğiz, önemli olan ölmek değil şerefle anılmaktır. Kaçışınız size ölüm kadar şeref getirmeyecektir.
Bana gelince, bu erguvan renkli pelerinim kefenim olsun tıpkı atalarımızın dediği gibi!
Anadolu’nun kadim kültürünün evlilik ritüellerinde gelin bohçasının en altına konulan mor cepkene biçilen rol oldukça ironiktir: Mor cepken özenle saklanan kırılmaması gereken narin bir mücevher gibidir. Kadın cepkeni ne zaman giyerse işte o zaman evlilikte yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir. Evlilikten hoşnut değildir ve ayrılmak istemektedir.
Mora’dan daha ötesi; hakkında çizilen resimler yazılan makaleler, hikayeler mitler ve romanlar …..
Daha fazla bilgi için kaynakça:
https://evrimagaci.org/mor-renk-hakkinda-ne-biliyoruz-7892
https://www.e-skop.com/skopbulten/renklerin-ardindaki-somuru-ve-olum/3568
https://istanbullife.com.tr/ahmet-umit/aska-adanmis-bir-tapinak-ayasofya/
Mor Cepken, Osman Şahin, Can Yayınları
http://www.jshsr.org/Makaleler/1405655076_32_2018_5-24.ID525.%20YILDIRIM_1707-1720.pdf
